RÖPORTAJ
DİZİNİN YARATICISI FRANK SPOTNITZ'İN AĞZINDAN THE X-FILES
THE X-FILES'IN YAPIMCILARINDAN FRANK SPOTNITZ, FOX MULDER VE DAHA SCULLY ARASINDAKİ İLİŞKİYİ KISA AMA ANLAMLI BİR YORUMLA ÖZETLİYOR: “ONLARIN İLİŞKİSİ, YING YANG’E KARŞILIK GELİYOR”
The X-Files’ı diğer dizilerden ayıran nedir?
The X-Files televizyonda gösterilen tüm diğer dizilerden çok farklı. Farkı yaklaşım tarzında. Diğer bir saatlik dramalar karakterler üzerine kuruluyken, The X-Files fikirler üzerine kuruluyor. Bu yapıma emeği geçenler, neredeyse imkansız olan bir işi başarıyor ve her hafta yeni bir hikayeyle geliyorlar ekrana. Birçok dizide öykü standart sette geçer. The X-Files’ta ise birçok bölümde yeni yerler görüyorsunuz. Her hafta yeni ve büyük bir fikir konuluyor ortaya. Yepyeni kurallar, yepyeni paranormal fenomenlerle bir önceki haftadan tamamen bağımsız bir bölüm...
The X-Files’ı ilk gördüğünüzde başarısı konusunda kuşkuya kapıldınız mı?
Kuşku yaratıyordu tabii, çünkü ne zaman televizyonda sinematik bir iş denense sonuçta iş yine de bir TV yapımına benziyor. Paranın yetersizliği, zamanın yetersizliği ile karşı karşıya kalıyorsunuz... Yapımcıların yaklaşım tarzı çok zekiceydi. Onlar karşınıza Mulder ve Scully’yi çıkartıp, size canavarları anlattı; çok önemli bir nokta vardı ki canavarları göstermediler... Parçaları tamamlamayı izleyiciye bıraktılar. İlk bölümlerde dizinin beyinleri insanları yakaladı ve sonra tabii ki akılalmaz kimyalarıyla David ve Gillian girdi devreye.
Mulder ve Scully arasındaki ilişkiyi nasıl tarif edersiniz?
Onların arasındaki ilişki üzerine söylenebilecek ilk ve en net yorum bir Ying-Yang’e karşılık geldiği. Biri ‘inanan’ diğeri ‘kuşku duyan’. Üstelik ‘inanan’ erkek, ‘kuşku duyan’ ise kadın; bu durum cinsiyet şablonlarını da yıkan bir seçim. Erkek kahraman daha duygusal, sezgilerinin peşinde giden biri; kadın ise daha soğuk, mesafeli yaklaşıyor her şeye... İlişkilerine dair bir gelişme de sezonlar geçtikçe ‘konuşmadan anlaşma’ noktasına gelmeleri. Sonuncu öge ise ****üel tansiyonun yüksekliği. Bunun da iki nedeni var: İkisi de gerçekten çok çekici ve Tanrı vergisi bir kimya uyumu sergiliyorlar. İlginç bir başka nokta ise kameralar kapandıktan sonra özel hayatlarında yakın birer arkadaş bile olmayışları.
------------------
THE X-FILES HAKKINDA DETAYLAR
The X-Files’ın bilim danışmanı Anne Simon, Massachusetts Üniversitesi’nde çalışan bir virüs bilimi uzmanı. 1999’da The X-Files’ın Arkasındaki Gerçek Bilim adlı bir kitap yazdı.
Herman Melville’in ünlü eseri Moby Dick birçok kez The X-Files’ta referans olarak alındı. Mulder'ın gerçek ve kız kardeşi peşinde yürüttüğü takip, Scully’ye babasının Starbuck adını takması, Scully’nin köpeğinin adının Queequeg oluşu ve Mulder’a sık sık Kaptan Ahab demesi bu referanslara birkaç örnek.
The X-Files’ın tema müziğinin adı Materia Primoris.
Yapımcı ve senarist Howard Gordon ve Alex Gansa The X-Files’tan önce Beauty and the Beast (Güzel ve Çirkin) için çalışıyorlardı.
The Blessing Way adlı bölümün sonunda yer alan "Larry Wells’in anısına: 1946-1995" adlı yazıda adı geçen Larry Wells bir kostüm tasarımcısıydı.
The Beginning adlı bölümde nükleer elektrik santralinin önünde uyuyan görevlinin adı Homer. (Nükleer santralde çalışan ve çok da çalışkan olduğunu iddia edemeyeceğimiz Homer Simpson’a bir gönderme olduğunu tahmin etmişsinizdir.)
Mulder ve Scully’nin kendilerini evli bir çift gibi tanıtmak zorunda kalınca kullandıkları Rob ve Laura Petrie isimleri klasik TV şovu The Dick Van Dyke Show’dan bir alıntı.
Yazar Glen Morgan, One Breath adlı bölümdeki hemşirenin adını büyükannesinin anısına ‘Owens’ koydu.
The X-Files romanının yazarı Charles Grant'in adı Scully’nin Little Green Men adlı bölümde incelediği yolcu listesinde geçiyordu.
Chris Carter’la defalarca çalışmış ünlü Hollywood senaristi Richard Matheson’ın adı, Little Green Men adlı bölümde bir senatörün adı olarak kullanıldı.
Fresh Bones'un final sahnesi, Wes Craven’ın The Serpent and the Rainbow adlı filmine bir tür övgüydü.
Eve adlı bölümde geçen Teena ve Cindy adlı karakterler Glen Morgan ve James Wong'un eşlerinin adı.
Die Hand Die Verletzt adlı bölümde yer alan Ausbury Ailesi, yapımcıları etkilemeyi başarmış Jill Ausbury adlı sıkı bir The X-Files hayranına küçük bir hediyeydi.
Piper Maru adlı bölümün açılış sahnesindeki Fransız derin su dalgıcı rolü, dizinin fiziksel efektler şefi David Gauthier’den esinlenilerek yaratıldı.
Senaryo yazarlarından Howard Gordon'ın ‘uyuyamama hastalığı’ Sleepless adlı bölümde konu edildi.
Yapımcı Chris Carter’ın açıklamasına göre eski bir TV şovu olan Kolchak: The Night Stalker, The X-Files’ın ilk esin kaynaklarından biri.
Ajan Fox Mulder’ın adı, Chris Carter’ın annesinin kızlık soyadı ve çocukluğundan itiberen tanıdığı bir gencin adından türetildi.
Chris Carter, Dana Scully’nin adını ünlü Los Angeles Dodgers maçlarının yayıncısı Vin Scully’den yola çıkarak koydu.
War of the Coprophages adlı bölümde gördüğümüz TV haber sunucusunun adı (Skye Leikin) bir X-Phile’e ait. AOL’in (America On Line) düzenlediği bir yarışmayı katılan The X-Files hayranı Leikin Skye, yarışmayı kazanınca, adı ödül olarak bir bölümde kullanıldı.
The X-Files Brezilya’da Arquivo X, Tayvan ve Çin Halk Cumhuriyeti’nde ise X-Dang An adıyla yayınlandı.
The X-Files’ta John Fitzgerald Byers’ı canlandıran Bruce Harwood’un gerçek mesleği kütüphanecilik.
Krycek karakterini canlandıran Nick Lea, ilk sezonun Genderbender adlı bölümünde farklı bir karakteri oynamıştı.
The X-Files’ta İngilizce dışında 13 dil kullanıldı.
The Eve adlı bölümde Vancouverlı ‘gerçek ikizler’ rol aldı.
The X-Files yönetmenlerinden Rob Bowman birçok Star Trek: The Next Generation bölümünde de yönetmenlik yaptı.
Colony, The X-Files tarihinde geriye dönüşlerle anlatılan ilk bölümdü.
İlk iki sezonun ABD’de en yüksek rating alan bölümü Fresh Bones oldu.
Bilim-kurgu yazarı Harlan Ellison, Chris Carter’a şöyle bir soru sordu: “Mulder’ın araştırma yapmasından rahatsız olan güçler niçin basit bir şekilde onu öldürüp bu sorundan kurtulmuyor?”
Kısa bir süre sonra Ascension adlı bölümde Krycek ve Sigara İçen Adam arasında geçen diyalog, Ellison’a verilmiş bir yanıt niteliğindeydi.
İkinci sezonun sonuna kadar her bir bölüm için yapılan dekor ve inşaat bedeli 70 biner dolardan fazla oldu.
Yapımcılar, Scully’nin kardeşi Melissa karakterini yaratırken, Mulder ile ‘aşk yaşamasını’ planlamıştı. Sonra bu fikirden vazgeçildi.
X FILES NEDİR?
FBI'da yüksek fizikten, şeytana tapanlara, gözü dönmüş şiddet tarikatlarından, uzaylıların istilasına dek karanlıkta kalmış ve 'açıklanamaz 'olarak nitelendirilen bütün dosyalara X-Files adı verilir. Olaylara yaklaşımları farklı, iki FBI ajanı Fox Mulder ve Dana Scully, günümüz Amerika'sında çözülmemiş bu en gizemli dosyaları araştırmaktadırlar. Mulder asidir, hayalcidir, yıllar süren araştırmaları sayesinde edindiği tecrübeler ve bilgiler neticesinde, ele aldıkları davaların geneline, tamamen alternatif ve genelde gerçeküstü bir bakış açısından yaklaşmayı tercih eder. Scully ise FBI ajanlığının yanında aynı zamanda doktordur, bilimkadınıdır ve gerçekçidir, Mulder'ın tersine davalara mantıksal düzeyde yaklaşır, O'nun ortaya attığı alternatif teorileri, her zaman bilimin getirdiği kuşkuculukla değerlendirir. The X Files'ın her bölümünde işlenen olaylar, bu iki ajanın "inanan" ve "kuşkucu" bakış açıları çerçevesinde ele alınarak iki türlü argümana da yer verilir.. Böylece ortaya, zekice kotarılmış, izleyiciyi konu üzerinde düşünmeye iten, izlemesi oldukça zevkli bölümler çıkmaktadır.
alıntı